Di, 27.Jul.2021 - 07:55
Türk Yazarlarin En Cok Satan Kitaplari

Suya Yazılan

Fazıl Say
Zamanı kullanmayı

Sükûneti korumayı,

İçtenliğe inanmayı öğren.


"Etrafında sevmediklerinle ilgilenme. Sana ilham verenlere yönel. 
Ruhun ve bedenin için nereden, ne aldın? Ona bak. Bazı olaylar ve hâller, hiç işleyeceği olmayan sanatsal yaratıcılıkları bile devreye sokar. 
Sanatçı, bir olayda aniden yeniden doğar. Her an her şey olabilir. Ki Türkiye; her an her şey olabilir babında zengin bir ülkedir. Sen almana bak, almamana değil. Kendinle savaşma, dialektik düşün. Yazarsan, yazdığın anın okuru ol. 
Müzisyensen, o an çaldığının dinleyicisi ol. Kendine dışarıdan bak ki; kendi savaşını, en kısa bu yolla bitirirsin..." (224 Sayfa) www.turkkitap.de / Arka Kapak Yazisi.
ISBN: 9786056939211
Yazar: Fazıl Say
Yayın evi: Romanci
11,90 €
14,90 €
21 % daha ucuz
Bu ürünü alanlar başka neler almışlar?
 
Değerlendirme
Eklenildiği tarih: 19-03-2021
Yazar: Pınar Tınaztepe Kaya
Bu kitap; Fazıl Say’ın “Uçak Notları”, “Yalnızlık Kederi” ve “Akılla Bir Konuşmam Oldu” isimli diğer kitapları ile birlikte yazmış olduğu dördüncü kitabıdır. 50. Yaş gününde çıkardığı bu kitabı bir hayranı olarak, bana da bir çırpıda okumak düştü. Anılarından oluşan bu kitabı okurken Fazıl Say ile adeta sohbet ediyor gibiydim. Kahvemi aldım ve en sevdiğim eserlerinden biri olan “İstanbul’da Bir Kış Sabahı” isimli eserini açtım. Arka fonda da Fazıl Say’ın bu şiirsel notaları çalarken başladım kendisiyle sohbet etmeye… Kimi zaman eğlenceli ve komik, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman buruk anılarında kayboldum adeta. Sadece anıları değil; geleceğe ait endişeleri, umutları, planları da var bu sohbetin içerisinde. İnsanın en büyük savaşı, hayatı boyunca aslında kendisiyledir. Fazıl Say; kendisini hem aşmış, hem de çok iyi tanıyan, hem de kendisiyle savaşan ve bilgi anlamında da eşsiz bir derya… 224 sayfalık bu sohbette kendi iç dünyasına da yolculuk edeceksiniz. Kırgınlıklarını, haklı serzenişlerini, üzüntülerini, bir eserin doğumu sırasındaki sancılarını, heyecanını, annenin yavrusuna duyduğu şefkat gibi Fazıl Say’ın da eserlerine duyduğu şefkati, çalışkanlığını, disiplinliğini dinleyeceksiniz. Ülkemizin kültür ve sanat alanında da çok eksiği var hiç şüphesiz. Bunlara da değindiği bu kitapta çok değerli dipnotlar, kulak ardı edilmemesi gereken öneriler, genç müzisyenlere de tavsiyelerde bulunmaktadır. Sanatçı, bana göre sadece iyi olduğu alanda mesleğini icra eden biri değildir. Topluma ışık tutan, içinde bulunduğu toplumu daha iyiye taşımak için katkıda bulunan ve sorumlu olan birer mihenk taşlarıdır. Sanatçının malzemesi zaten toplumdur, halktır. Dolayısıyla Fazıl Say da toplumunu tanıyan, kendini sorumlu hisseden, ülkemizin gelişmesine katkıda bulunan ve değeri bilinmesi gereken bir sanatçı. “Değeri bilinmesi gereken” diyorum; çünkü birçok kişi gibi Fazıl Say’ın da ülkemizde yeteri kadar değeri bilinmiyor. Kitabı baştan aşağıya hatmedip sevmekle birlikte etkilendiğim bölümler de var. Mesela annesinin vefatı, Martin Grubinger’in sanatına adanmışlığı, Japonya’daki konser salonları, Hocası Mithat Fenmen’e ithaf ettiği Bach’ın “Fransız Süiti”, Türk bestecilerine verilemeyen önem gibi bölümlerden daha fazla etkilendim. Çok sadece, akıcı, herkesin anlayabileceği bir dili kitabın var. Sayfa aralarına serpiştirilen fotoğraflar da kitabı zenginleştirmiş. Bana göre okumaya değer kitaplardan…