Sa, 26.Nov.2022 - 14:08
Dünya Klasikleri

Dünyanın Okuduğu Klasikler - 6 Kitap 19 Euro 

Puşkin
İnsanlığın unutulmaz eserleri arasındaki yerini çoktan almış klasikler evinize geliyor!.. Bütün dünya okudu, şimdi sıra sizde!..  6 Kitap sadece 19 Euro!.. Kaçırmayın!.. 

Setimizdeki Eserler:

1) Yüzbaşının Kızı - Aleksandr Sergeyeviç Puşkin :

Puşkin, büyük Rus edebiyatını kuran öncü birkaç büyük şair ve yazardan birisidir. Bu dönem yazarları öylesine canlı ve etkileyici insan tipleri oluştururlar ki bir süre sonra dil ve milliyetlerinden sıyrılırlar, insanlığın arasında dolaşmaya başlarlar. Puşkin, Yüzbaşının Kızı’nı, 18. yüzyıl Rusya’sında patlak veren  “Pugaçov Ayaklanması” sırasında yaşanan bir aşk hikâyesinden yola çıkarak yazar... Despotizm ve askeri bürokrasinin hüküm sürdüğü bu dönemde korkunç olaylar yaşanır. Yüzbaşının kızı Marya İvanovna bütün güzelliğiyle orada, isyanın içindedir. Romanın kahramanı Grinev, savaşın orta yerinde âşık olmanın, aşk uğruna bedel ödemenin, haksızlığa ses yükseltmenin ve her ne olursa olsun ümit etmenin sembolüdür. Dönemin siyasi atmosferi kadar çetin tabiat da bütün çarpıcılığı ile yer bulur kitapta.  Puşkin’in sürgün sırasında yazdığı Yüzbaşının Kızı, bir klasik eser olarak sadece Rus edebiyatında değil, insanlığın unutulmaz eserleri arasındaki yerini çoktan almıştır... (146 Sayfa) 

2) Satranç - Stefan Zweig :

“…yeryüzünde insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapan başka hiçbir şey yoktur.” New York’tan hareket eden büyük bir yolcu gemisi düşünün. 
O geminin koşturmacasıyla bir öykü başlasın. Sizi en fazla nereye götürebilir bu öykü? Bir hayal okyanusunda mı sürükler yoksa gerçeğin bin bir yüzüyle mi karşılaştırır?
Dünyaca ünlü bir satranç şampiyonu ve nitelikli bir entelektüel var üstelik bu öykünün merkezinde. 
Czentovic… Dr. B. 
Onlarla aynı gemidesiniz ve işte hamleler başlıyor.
Naziler tarafından tecrit edilerek boş bir odada hapis tutulan Dr. B., bu mutlak hiçlikte bir şekilde eline geçirdiği “satranç kitabı” sayesinde aklını korumak için bir sebep bulmuştur.
Satranç dehası Mirko Czentovic’in hayatı ise dehasının şans eseri ortaya çıkmasıyla yön değiştirmiştir. Sosyal kişiliği sorunlu, soğuk ve küstahtır.
Oyunun galibi değil mağlubu kim olacaktır bu yolculukta? 
Nefes kesen bir gerilimle örer S. Zweig Satranç’ı. Bu kısa ama diri kitapla Zweig, Nazi tehlikesinden Amerika kıtasına yol alırken adeta her oyun hamlesinde kendisi ve hayatla hesaplaşır.
Bir veda mektubu gibidir Satranç... Savaşa ve şiddete karşı çıkarken yaşama hakkını yüceltir adeta.
Yıllar yıllarca sevilip okunan Satranç bu kez yepyeni bir çeviriyle okura hamle yapıyor... (84 Sayfa)

3) Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Atatürk'ün Tavsiye Ettiği Kitap / Grigory Petrov : 


Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Finlandiya’ya adanmış bir kitaptır. Atatürk, bu kitabı tavsiye etti!

Anlatılan, bu küçük ve geri kalmış ülkenin kültürel ve toplumsal gelişimidir. 
Fin halkının birlik ve beraberlikle ülkelerini yoksulluktan kurtarıp ideal bir ekonomi ve politika yaratmalarının üzerinden, yurtseverlerin özverisi ve fedakârlığı okunur. 
Tüm dünyaya örnek olacak bu coşku ve mücadele, onların topraklarını “bataklıklar ülkesinden” beyaz zambaklar ülkesine dönüştürmüştür. 

1928 yılında, Atatürk’ün reformlarından önce bir Türk gazeteci kitap hakkında daha açık konuşuyordu: 

“Sanki iki milyonluk Fin halkı bu deneyi bizim için yaşamış, bizim yolumuzu aydınlatmak ve bize, kendi ağabeyine, bizim de gittiğimiz bu yoldan kararlı ve kuşku duymadan gitmeye devam edebileceğimizi söylemek için yaşamış. Bu sadece bir örnek değil, zafer kazanacağımızın bir kanıtı..."

4) Küçük Köpekli Kadın / Anton Cehov :

Bir minyatür insan ustasıdır Çehov.
Gördüğü, duyduğu, yaşadığı hemen her ayrıntıyı kendisine has üslubuyla yüksek zekânın süzgecinden geçirerek evrenselleştirir. 
Çehov okumak, insan ve hayat hallerinden doyumsuz yolculuklara çıkmaktır.
İşte, böyle bir hikâyedir Küçük Köpekli Kadın.
Meçhuliyetin yumağından çıkarılır herkesin bildiği, sevdiği bir özneye dönüştürülür.
Görülenle görülmeyenin arasında umulmadık ışık oyunları sergilenir.
Sahilde küçük köpeğiyle dolaşan bir kadın. Kim olduğunu kimse bilmiyor. Ona “küçük köpekli kadın” diyorlar. Gurov, işte şimdi gerçekten âşık oldu, ne yazık ki bu bilinmezliklerle dolu aşk ikisine de yasak… İnsanın biri gizli, biri aşikâr iki hayatı olabilir mi? Neden olmasın?
Çehov kadar şöhret bulmuştur Küçük Köpekli Kadın. İlk olarak 1890’larda bir Rus düşünce dergisinde yayımlandı. Nabokov, bu hikâye için “şimdiye kadar yazılmış en büyük hikâyelerden biri” demiştir. O zamandan beri de ışıltısından bir şey kaybetmemiştir.
Kadın-erkek ilişkileri, karakter psikolojisine dair analizler, toplumsal ve dini ögeler Çehov öykülerinde çokça görülür. “Küçük Köpekli Kadın” ve sonrasındaki yedi hikâyede aşk, vicdan, merhamet, acı, öfke, çaresizlik gibi duygular Çehov’un mizah ve zekâ kırbacıyla durmaksızın şahlanırlar.
Küçük Köpekli Kadın, Çehov öykülerinin ayak pergeli gibidir. Onun etrafında onun için insana ve hayata dokunarak döner... (180 Sayfa) 

5) Tembellik Hakkı / Paul Lafargue :

Marksist düşünür Paul Lafargue’ın 1880 yılında yazdığı bu deneme, aşırı çalışma karşısında işçi sınıfının sefaletini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda işçinin emeğini sömürmekten vazgeçmeyen, din adamları ve burjuvalarla işbirliği yapan kapitalizmin de güçlü bir eleştirisini yapıyor. Proletaryanın insanca yaşamak için Tembellik Hakkı’ndan gelen gücünü kullanarak çalışma aşkından kurtulup çalışmayı aşması, çalışmaktan özgürleşip kendisine ait boş zaman yaratması gerektiğini söyleyen Lafargue, aylaklığı değil, yaşamın ta kendisini övüyor. Yaşamı bitmez tükenmez mesai saatleri içinde heba olanları, kapitalist üretimin çalışmaya dayalı sisteminin karşısında durmaya davet ediyor. Tembellik Hakkı talebinin özgürleştirici potansiyelini –günümüzde daha bir acil olarak– ortaya çıkaran bir metinle karşı karşıyayız. Lenin’in, Paul ve Laura Lafargue’ın cenazesinde Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi adına yaptığı konuşmanın tam metni kitabın sonunda yer almakta...

6) Gülme / Henri Bergson :

En depresif insan bile günlük yaşamın bir anında en kötü ihtimalle tebessüm edebilir. Çoğunluk ise kendisini neşelendiren bir olay karşısında güler, hatta kimi zaman nefesi kesilecek kadar kahkahalarla güler. Gülmek, yemek ve içmek gibi insan hayatının temel ve vazgeçilmez bir yansıması. Güldürü, komedi, mizah… Hem edebiyatın hem beyazperdenin hem de görsel sanatların vazgeçilmez bir türü. Komedi filmi izlemek için insanlar özel vakit ayırıyor, bu uğurda cömertçe paralar harcıyorlar. Karikatür dergilerinin tirajı, günlük gazetelerden fazla olabiliyor. Peki niye? Niye güler insanlar? Neyi, niçin komik buluruz? Komik nedir? Birini güldüren bir olayın bir başkası için bir anlam ifade etmemesinin arkasında ne vardır? Soruları çoğaltmak mümkün…
Henri Bergson, “gülme” eyleminin nedenini, kökenini, seyrini, insanların kişisel yaşamlarında veya toplumsal düzlemde ne ifade ettiğini sorgulayan, bunun üzerine kafa yoran bir filozof. Aristo’dan beri onlarca, belki yüzlerce filozofun üzerinde düşündüğü bu konuyu kendine dert edinmiş bir düşünür. Gülme, komiğin anlamı üzerine yazılmış bir beyin fırtınası, düşünce seli… (146 Sayfa) www.turkkitap.de / Arka Kapak Yazilari. 
Yazar: Puşkin
Yayın evi: Kapi Yayinlari
19,00 €
48,20 €
61 % daha ucuz
Değerlendirme
Yorum bulunmamaktadır: Yorum yazınız!