Di, 15.Okt.2019 - 04:56
Dünya Klasikleri

Stefan Zweig
Seçme Yapıtlar Seti
(8 Kitap Birarada)

Stefan Zweig
Avrupa'nın 20. yüzyılda yetiştirdiği en büyük yazarlardan Stefan Zweig'ın en önemli yapıtlarından oluşan eserleri okurlarımıza takdim ediyoruz!.. 8 Kitap birarada 54,90 Euro yerine 29,90 Euro!..

Stefan Zweig, psikolojik derinlikler taşıyan roman ve öyküleriyle isim yaptı. Okuru saran anlatım tekniği, ruhsal ayrıntılara inişi ve kurgu ustalığı Stefan Zweig'ı beğeniyle okunan bir yazar durumuna getirdi. İkinci Dünya Savaşı'nın yıkımları karşısında yoğun bir umutsuzluğa kapılan bu duyarlı yazar, 1942 yılında, karısıyla birlikte intihar etti.

Stefan Zweig'ın en sevilen eserleri "Bir Kadının Yaşamından 24 Saat", "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" ve "Satranç" kitaplarıdır!..

Setimizdeki Eserler:

1) Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu : 

Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!

2) Satranç :

Stefan Zweig, çok geniş bir psikoloji birikimini eserlerinde bütünüyle kullanmış ender yazarlardandır. Onun dünya edebiyatında bir biyografi yazarı olarak kazandığı haklı ünün temelinde de bu özelliği, yani yazarlığının yanı sıra çok usta bir psikolog olması yatar. 

Satranç, Zweig'ın psikolojik birikimini bütünüyle devreye soktuğu bir öyküdür ve bu öykünün baş kişileri, tamamen yazarın biyografilerinde ele aldığı kişileri işleyiş biçimiyle sergilenmiştir. 

Zweig ölümünden hemen önce tamamladığı birkaç düzyazı metinden biri olan Satranç'ı kaleme aldığı sırada, karısı Lotte Zweig ile birlikte göç ettiği Brezilya'da yaşamaktaydı. Satranç'ta da, olay yeri olarak New York'dan Buenos Aires'e gitmekte olan bir yolcu gemisini seçmiştir. Bu gemide tamamen rastlantı sonucu karşılaşan üç kişi: yeni dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcı ve bir zamanlar çok usta bir satranç oyuncusu olan, ama hayli zamandır satrançtan uzak kalmış bulunan Dr. B., öykünün aktörleridir.

3) Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat :

Zweig bu novellası'nda bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Riviera'sını seçen Zweig, 1920'li yılların sonlarında Avrupa'nın "kibar" tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.

4) Bir Çöküşün Öyküsü :

Bu son derece çarpıcı çöküş öyküsü, XV. Louis döneminde Fransız sarayında epey etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanır. Madame de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra, ne kadar süreceği belli olmayan, kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemektedir onu. Ancak iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden ibaret boş saray hayatı varoluşuna anlam katan tek şeydir. Hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindeki bu sığ ve kibirli kadın, malikânesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Giderek mantıklı düşünme yetisini bütünüyle yitiren Madame de Prie, yeniden bütün dikkatleri üzerine çekebilmek için inanılmaz bir plan yapar.

5) Korku :

Rahat ve korunaklı bir yaşam süren saygın bir kadın, sekiz yıllık evliliğinden sıkılmış, burjuva dünyasının kozasından çıkarak kendini genç bir piyanistin kollarına atmıştır. Ancak bu gizli ilişkiden haberdar olan bir şantajcının ansızın zuhur etmesiyle, hayatında yeni farkına vardığı bütün güzellikleri yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve kahredici bir korkunun pençesine düşer. Korku insanı bilinçdışına itilmiş utanç verici deneyimlerden, bastırılmış pişmanlıklardan özgürleştirebilecek güçte bir yapıt.

6) Amok Koşucusu :

Amok Koşucusu doktor olarak yardıma ihtiyaç duyan bir insana el uzatmanın vicdani yükümlülüğüyle kendi karmaşık duyguları arasında sıkışıp kalan bir adamın hikâyesidir. Hollanda Doğu Hint Adaları'nda görev yapan bir doktor, dara düşüp kendisine başvuran çok zengin bir kadının "yardım" talebini geri çevirir. Zira kadının mağrur ve hesapçı tavrı karşısında büyük bir öfkeye kapılmış, gururuna yenik düşmüştür. Ancak söz konusu olan insan hayatıdır. Kısa süre içinde pişmanlığın pençesine düşer. Kadına yardım etmeyi saplantı haline getiren doktor, Malezya halkında rastlanan bir nevi öldürücü delilik olan hummanın, amokun etkisi altına girer.

7) Ay Işığı Sokağı :

20. yüzyıl Alman Dili Edebiyatı'nın ünlü yazarlarından Stefan Zweig'ın bu eseri "Ay Işığı Sokağı", "Lyon'da Düğün", "Acaba o muydu?", "Prater'de İlkyaz" gibi en seçme öyküleri içermektedir. Zweig, erişilmez bir öykü ustasıdır. Son satırına kadar sürükleyici olan öykülerinde insan ruhunun sonsuz derinliklerine iner, duyguların inişli çıkışlı değişimini ustalıkla yansıtır, büyüleyici anlatımıyla okurun dikkatini hep diri tutar.20. yüzyılın bu insancıl ve iyi yürekli aydın yazarı 23 Şubat 1942'deki ölümünden günümüze güncelliğini hiç yitirmedi. "Kültürlerin, ulusların ve düşüncelerin birbirleriyle uzlaşmasına hümanizmin aracılık etmesini yaşamım boyunca hep hedefledim" diyen Zweig, huzursuz başlayan yüzyılımızda da bu düşüncesiyle bize rehber oluyor.

8) Alacakaranlik Öyküsü :

Burjuva bir aileden gelen Stefan Zweig, tarih ve psikoloji eğitiminin yanı sıra, birçok ülkeye yaptığı gezilerle bilgi birikimini artırdı. Edebiyat dünyasına önceleri çeviri yaparak adım atan Zweig, daha sonra şiir ve oyun türlerinde yapıtlar vermeye başladı. Asıl ününüyse, psikolojik derinlikler taşıyan roman ve öyküleriyle yaptı. Okuru saran anlatım tekniği, ruhsal ayrıntılara inişi ve kurgu ustalığı Stefan Zweig'ı beğeniyle okunan bir yazar durumuna getirdi. İkinci Dünya Savaşı'nın yıkımları karşısında yoğun bir umutsuzluğa kapılan bu duyarlı yazar, 1942 yılında, karısıyla birlikte intihar etti. 'Alacakaranlık Öyküsü' adı altında sunduğumuz bu yapıtı, dilimize Ali Avni Öneş kazandırdı. Seveceksiniz.
29,90 €
54,90 €
46 % daha ucuz
Bu ürünü alanlar başka neler almışlar?
 
Değerlendirme
Yorum bulunmamaktadır: Yorum yazınız!