Di, 26.Sep.2017 - 01:33
Tarih Kitapları

Otağ 1 - Büyük Doğuş

Ahmet Şimşirgil
Yıllardır birçok tarihçi yetiştiren, yaptığı televizyon programlarıyla ve yazdığı kitaplarla tarihi yediden yetmişe herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in kaleminden yepyeni bir seri: OTAĞ!   Osmanoğullarının bir cihan devletine dönüşme macerasını anlattığı KAYI serisiyle yüz binlere ulaşan Prof. Dr. Şimşirgil, tarih okunun yayını bu defa daha geriye çekiyor ve İslâmlaşma sonrası Türk tarihini, kurulan devletleri, tarihe yön veren hükümdarları anlatıyor. Herkesin anlayabileceği, akıcı bir üslupla kaleme alınmış OTAĞ serisinin ilk kitabı Büyük DoğuşTürkler ve İslâmiyet ile alakalı merak edilen pek çok meseleyi aydınlatıyor.   • Türkler, gerçekten Şaman mıydı?   • Peygamber Efendimiz’in Türklerle alakalı Hadis-i Şerifleri nelerdi?   • Tarihi değiştiren Talas Savaşı’nda neler yaşandı?   • Türkler, kılıç zoruyla mı Müslüman oldu?    • Türklerin Müslüman oluşunda tasavvuf erbabının rolü neydi?   • Türk ülkelerindeki sahabeler kimlerdi?   • Tarihteki ilk Müslüman Türk devleti hangisiydi?   • İlk Müslüman Türk hükümdarı kimdi?  • Ruslar Müslüman olmaktan neden vazgeçti?  Ahmet Şimşirgil’in OTAĞ -I- Büyük Doğuş kitabını okudukça, geçmiş yeniden yazılacak!.. (208 Sayfa) www.turkkitap.de / Arka Kapak Yazisi.
ISBN: 978-605-08-2531-2
Yayın evi: Timas
9,70 €

Weitere Informationen

Kitaptan Alıntılar Peygamber Efendimiz’in Türkler hakkında sözleri hadisleri var mıdır? Bu sual muhakkak ki bir Türk’ü belki de en çok heyecan¬landıracak sorulardan birisidir.
Hadis-i Şerif kaynakları tarandığı zaman, Sevgili Peygamberimiz’in, ashabına bazı milletlerin yanı sıra Türkler hakkında da tavsiyelerde bulunduğu görülmektedir.
Bütün çağdaş kaynaklara göre eski Türklerin tek bir tanrıya inan¬dıkları yazılmaktadır. İnanışlarına göre bu tanrı kâinatın ve bütün varlıkların yaratıcısıdır.
İnsanlar dünyadaki iyilik ve kötülüklerine göre göklerde ışık veya yeraltında karanlık bir âleme gideceklerdir.
Bayatî Şeyh Hasan, Oğuz Han’ın beşinci torunu Bozdoğan Bey’in Davut Aleyhisselam’a inanıp ona ümmet olduğunu haber vermektedir.
Şurası takdire şayan ki, geç devirlerde Türkler arasında da yayılan Şamanlık, eski Türk inancına fazla dokunamamıştır.
Görüldüğü üzere Türkler kendilerinin dünyayı idare etmekle görevli olduklarına inanır ve öyle davranırlardı. Bu yüzden Türklerde asilzadelerin ve hükümdarların idam edilmelerinde kanları akıtılmaz, yay kirişiyle boğdurulurlardı. Zira kanları kutsaldı. Bu uygulama Osmanlı Türklerinde de devam etmiştir.
Öte yandan İslâmiyet’ten önce Türkler, çok geniş sahalara yayılmaları dolayısıyla irtibatta bulundukları din ve kültürlerin tesirlerine de maruz kalıyorlardı.
Talas Savaşı Türk İslâm ve dünya tarihi bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Bu savaş, umumiyetle basit bir meydan muharebesi olarak mütalaa edilmiş ve neticeleri üzerinde fazla durulmamıştır.
Talas Savaşı’nda bu iki rakibin Çin’e karşı birleşmesi, Türk-Arap münasebetleri bakımından bir dönüm noktası oldu. Yarım asırdır devam eden kanlı mücadeleler, bu tarihten itibaren yerini sulha ve dostça münasebetlere terk etti. Böylece İslâm dini, Türkler tarafından yavaş yavaş benimsenmeye başlamıştır.
Böylece İslâm tarihinde Samarra devri başlamış oldu. Bu noktadan sonra İslâm Tarihi artık Türk boyasıyla boyanacak ve Türklerin İslâm tarihindeki tesirleri artarak devam edecektir. 
Bu ürünü alanlar başka neler almışlar?
 
Değerlendirme
Yorum bulunmamaktadır: Yorum yazınız!