So, 25.Jul.2021 - 18:39
Türk Yazarlarin En Cok Satan Kitaplari

Kürk Mantolu Madonna

Sabahattin Ali
“Bu eser muharririn şimdiye kadar roman sahasında bastırmış olduğu iki eserini gölgede bırakan bir kuvvet ve mükemmellik taşımaktadır. Sıkılgan, kendi içine kapanmış, pısırık denebilecek bir adamın hayat macerasını anlatan bu eserde, müellif şaşılacak bir psikoloji kuvveti göstermiş ve bize, unutulmayacak bir insan portresi çizmiştir.” -Varlık, 1943 “Gayyur ve olgun romancı Sabahattin Ali’nin en son çıkan bu romanı, daha çok muharririn karakter tahlilindeki hünerinin güzel bir örneğidir. Kürk Mantolu Madonna, mevzuunun aleladeliğinde harikulade bir insan kafasının didiklenişi, kapanık duygulu, çekingen bir tipin karanlık fikir âleminin aydınlanışıdır.” -Yürüyüş, 1943 “Bir zamanlar unutulmuş olan neredeyse 75 yıl önce yazılmış bir Türk romanı Kürk Mantolu Madonna, bugünlerde Nobel ödüllü Orhan Pamuk’tan bile çok satar bir roman oldu.” -New York Times, 2017 “Ali’nin kitabı sadece 1943 yılında yazıldığı kendi ülkesinde geniş bir popülerlik kazanmış olmasıyla değil, 80 milyondan az nüfuslu bir ülkede üç yılda 1 milyondan fazla kopya satmış büyük ve beklenmedik bir olaydır.” -Washington Post, 2017 (200 Sayfa) www.turkkitap.de / Arka Kapak Yazisi.
ISBN: 9786051853574
Yayın evi: Everest
8,20 €
10,90 €
25 % daha ucuz
Bu ürünü alanlar başka neler almışlar?
 
Değerlendirme
Eklenildiği tarih: 19-03-2021
Yazar: Pınar Tınaztepe Kaya
Kitabın başlangıcında hayatının baharında bir genç, orta yaşı geçkin iş arkadaşı olan Raif Bey’i kendi gözüyle anlatmaktadır. Kitabın başlarında da bu gencin gözünden olayların şekilleneceği izlenimi verilmektedir. Oysaki; hikaye, babasının işlerini gelecekte devralmak için Berlin’e kendini geliştirmek ve eğitmek için giden Raif Bey’in ve ressam Maria Puder’in arasında geçen aşk hikayesini konu almaktadır. Dolayısıyla bu kitap, 1930’lu yıllarda Almanya’nın başkenti Berlin’de geçen bir romandır. Birçok kitapta okuduğumuz aşk hikayeleri mutlu bitse de bu kitapta beklentimizin ötesinde mutsuz bir son ile biten bir aşk hikayesini okuyorsunuz. Dolayısıyla biraz karamsar bir roman. Aşk dışında üzüntü, utangaçlık, çaresizlik, sevgisizlik, keder, pişmanlık gibi duyguları da derinden hissediyorsunuz. Çünkü; bu kitapta hayal ürünü bir hikayeyi değil, yaşanmış bir hikayeyi okuyorsunuz. Ayrıca dostluk, iki insan arasındaki saygı da Sabahattin Ali tarafından ustaca işlenmiş. Kitabı okurken bazen detaylarda çok fazla boğulduğumu hissetsem de yüz doksan altı sayfalık kısa, ustaca bir anlatımı olan bir kitap. Tarihimize baktığımızda birçok yazarlarımızın ülkenin siyasi ikliminden kaynaklanan kargaşadan dolayı hapis cezası aldıklarını ve yazdıklarından ötürü etiketlendiklerini görüyoruz. Sabahattin Ali de bu yazarlarımızdan biri. Hakkında açılan birçok davadan dolayı köşeye sıkışan ve ülkeden çıkmaya çalışırken de Kırklareli’nde katledilmiştir. Zamansız bu hayattan koparılışı ile geriye az sayıdaki yazıları ve şiirleri kalmıştır. Eğer daha uzun yaşasayabilseydi, bizlere kim bilir daha ne güzel eserler bırakacaktı. Sabahattin Ali’nin dilimizi usta bir şekilde kullandığı aşikar. Dolayısıyla bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Kitaptan da bir cümleyi şuraya iliştirmek isterim: "Bir aileyi bir arada tutan şey, sadece para ve maddi destek değil; her şeyden önce karşılıklı sevgi, saygı ve ilgidir."